Papa II. Urban
Bu gücün doruk noktasına ulaştığı bir dönemde Papa II. Urban’ın savaş çağrısı duyuldu: Müslümanların yüzyıllardır ellerinde tuttuğu Kutsal Topraklar geri alınacaktı… Papa’nın amacı, görünüşe bakılırsa, Hıristiyanlar açısından son derece soyluydu: Hıristiyanlığı Kutsal Topraklarda hakim kılmak! Ancak, Haçlı Seferi’ni başlatan Kilise’nin bu kararı hiçbir zaman bu amaçla sınırlı kalmadı.
Başta da belirttiğimiz gibi, Avrupa, özellikle de Kilise’nin hakim olduğu topraklar, büyük bir yokluk ve sefalet içindeydi. Doğu’dan gelen tüccarlar ise, Müslümanların sahip oldukları büyük zenginliklerden, adı duyulmamış yiyeceklerden, çok değerli kumaşlardan ve hazinelerden bahsediyorlardı. İşte Haçlı Seferleri’nin başlamasında en büyük etken Doğu’nun bu zenginliğiydi.
O dönemdeki Kilise, tarihin ilk sömürgeleştirme hareketini başlatırken, Doğu’daki bütün zenginlikleri, dolayısıyla politik gücü ele geçirmeyi, Avrupa’daki iktidar sahibi rakiplerine karşı nihai bir zafer kazanmayı planlıyordu. Bunu yaparken, Hıristiyanlığın temel unsurlarından olan barışçılığı, mütevaziliği, şiddet karşıtlığını bir tarafa bırakmış, 1000 yıllık geleneğini terk etmişti.
bir bilgiye sahip değillerdi.
I. Haçlı Seferi’ne katılanlar, 1099 yılında Kudüs’ü ele geçirmeyi başarmış ve büyük bir katliam gerçekleştirmişlerdir.
Fransız şövalyeleri daha fazla toprak ummuş, İtalyan tacirleri Doğu Avrupa limanlarında ticareti büyütmeyi hayal etmiş, çok sayıdaki yoksul insan da sadece gündelik sıkıntı ve zorluklardan kaçabilmek için bu seferlere katılmıştı.1Bir ordudan çok, düzensiz, disiplinsiz, kontrolsüz bir güruh izlenimi veren Haçlılar, kendilerinden bekleneni yaparak daha ilk savaşlarında tarihin en büyük katliamlarından birini gerçekleştirdiler: Kudüs’ü ele geçirdikten sonra, Müslüman ve Yahudilerden oluşan halkın tamamına yakınını katlettiler. Tahminen 40 bin kişinin öldürüldüğü bu katliamda dökülen kan, tarihi anlatımlarda ‘diz boyu’ şeklinde tasvir edilmiştir.
Kitabımızın konusu olan Tapınak Şövalyeleri tarikatını kuranlar aslında, diğer pek çok Haçlı topluluğu gibi, Kilise’nin skolastik eğitiminden geçmiş bilgili, kültürlü insanlar değillerdi. Bunlar daha çok, macera, ganimet, şan-şöhret, mevki gibi amaçlarla Haçlılara katılmış cahil, kaba saba savaşçı askerlerdi. Nitekim, tarikatın kuruluşundan kısa bir süre sonra sergilemeye başladıkları davranışlar, bu kişilerin Hıristiyanlıktan uzak, karanlık amaçlar peşine düşmüş fakir Fransız soyluları olduklarını ortaya çıkarmıştı. Fakirlikleri oranında hırslı ve tamahkar olan bu askerler, bir dizi gelişmenin sonucunda, çok geçmeden dönemin en büyük ve en tehlikeli güçlerinden biri haline geleceklerdi.
Haçlılar, daha ilk savaşlarında tarihin en büyük
katliamlarından birini gerçekleştirdiler. Tahminen 40 bin kişinin
öldürüldüğü bu katliamda dökülen kan, tarihi anlatımlarda ‘diz boyu’
şeklinde tasvir edilmiştir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder